Menderes’in söyleminde, demokrasinin ve “Milli İrade“nin tecelli ettiği kutsal bir mekanizma olarak sunulur. Menderes için “sandık“, her türlü siyasi tartışmayı sona erdiren nihai hakemdir. Bir siyasi gücün meşruiyetinin tek ölçütü sandıktan çıkıp çıkmadığıdır. Bu anlayış, iktidarının meşruiyetini sürekli olarak 1950, 1954 ve 1957 seçim zaferlerine dayandırmasına yol açmıştır. Ancak bu “sandık fetişizmi“, zamanla demokrasinin diğer unsurlarını (hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, temel hak ve özgürlükler) göz ardı eden bir çoğunlukçuluğa dönüşmüştür. Muhalefetin eleştirilerine karşı sık sık “Millet sandıkta cevabını verir” argümanını kullanması, bu yaklaşımın bir göstergesidir.
Demokrat Parti’nin 1950 seçimlerinde kullandığı ve zaferinde çok büyük payı olan ana slogandır. Mimar Selçuk Milar tarafından tasarlanan ve “dur” diyen bir el figürüyle birleşen afiş, 27 yıllık CHP iktidarına karşı biriken toplumsal tepkiyi, bıkkınlığı ve değişim arzusunu mükemmel bir şekilde özetler. “Yeter!” kelimesi, tek parti yönetimine, baskılara ve ekonomik sıkıntılara yönelik bir isyan çığlığıdır. […]
Menderes’in siyasi söyleminde merkezi bir yer tutan, ancak içeriği zamanla değişen bir kavramdır. Muhalefet yıllarında “hürriyet”, CHP’nin “baskı rejimi“ne karşı siyasi, fikri ve iktisadi özgürlükleri kapsayan geniş bir anlama sahipti. Menderes, “Hürriyetin olduğu yerde sefalet olmaz” diyerek, özgürlüklerle ekonomik refah arasında doğrudan bir bağ kurmuştur. İktidara geldikten sonra ise “hürriyet” kavramı, daha çok “şahsi mülkiyet […]
Menderes’in muhalefet yıllarında ve iktidarının ilk dönemlerinde sıkça savunduğu bir ilkedir. DP’nin kuruluşuna yol açan “Dörtlü Takrir“de de basın özgürlüğünü kısıtlayan kanunların değiştirilmesi talebi yer alıyordu. Menderes, hükümet programında matbuat hürriyetinin demokratik bir rejimin temeli olduğunu vurgulamıştır. Ancak zamanla, özellikle basından gelen eleştiriler sertleştikçe, DP hükümeti basın üzerindeki kontrolü artıran yasalar çıkarmış, gazeteleri kapatmış ve […]