DP’nin 14 Mayıs 1950’de seçimle iktidara gelmesini tanımlamak için kullanılan güçlü bir metafordur. “İhtilal” kelimesinin seçilmesi, bu olayın basit bir hükümet değişikliği olmadığını, 27 yıllık CHP düzeninin kökten ve geri dönülmez bir şekilde yıkıldığını ima eder. “Beyaz” sıfatı ise bu devrimin kansız, şiddetsiz ve en önemlisi halkın oylarıyla, yani demokratik ve lekesiz bir şekilde gerçekleştiğini vurgular. Bu ifade, 1950 seçimini Türkiye tarihinde bir milat olarak kodlar ve DP iktidarına, statükoyu yıkan devrimci bir hareketin meşruiyetini kazandırır.
Menderes’in muhalefet yıllarında ve iktidarının ilk dönemlerinde sıkça savunduğu bir ilkedir. DP’nin kuruluşuna yol açan “Dörtlü Takrir“de de basın özgürlüğünü kısıtlayan kanunların değiştirilmesi talebi yer alıyordu. Menderes, hükümet programında matbuat hürriyetinin demokratik bir rejimin temeli olduğunu vurgulamıştır. Ancak zamanla, özellikle basından gelen eleştiriler sertleştikçe, DP hükümeti basın üzerindeki kontrolü artıran yasalar çıkarmış, gazeteleri kapatmış ve […]
Menderes’in, siyasi kariyerinin başlangıcını doğrudan Mustafa Kemal Atatürk’e bağlayan ve sıkça tekrarladığı bir anlatıdır. Bu ifadeye göre, Atatürk bir Aydın ziyareti sırasında genç Menderes’in yeteneklerini fark etmiş ve onun milletvekili adayı olmasını bizzat sağlamıştır. Bu anlatının retorik işlevi çok katmanlıdır: 1) Menderes’in siyasi meşruiyetini, rakibi olan CHP’nin kurucusuna dayandırarak güçlendirir. 2) Kendisini, İsmet İnönü gibi […]
Demokrat Parti’nin 1950 seçimlerinde kullandığı ve zaferinde çok büyük payı olan ana slogandır. Mimar Selçuk Milar tarafından tasarlanan ve “dur” diyen bir el figürüyle birleşen afiş, 27 yıllık CHP iktidarına karşı biriken toplumsal tepkiyi, bıkkınlığı ve değişim arzusunu mükemmel bir şekilde özetler. “Yeter!” kelimesi, tek parti yönetimine, baskılara ve ekonomik sıkıntılara yönelik bir isyan çığlığıdır. […]