Menderes’e atfedilen ve onun halk üzerindeki etkisini ve parti içindeki mutlak liderliğini ifade ettiği iddia edilen kibirli bir sözdür. Bu ifadenin gerçekten Menderes tarafından söylenip söylenmediği tartışmalı olsa da, onun siyasi kimliğinin bir parçası haline gelmiştir. Bu söz, “Milli İrade“nin aslında liderin şahsında toplandığı, seçmenlerin partiye veya adayın niteliklerine değil, doğrudan lidere oy verdiği şeklindeki bir çoğunlukçu ve karizmatik liderlik anlayışını yansıtır. Muhalifleri tarafından, Menderes’in demokrasi anlayışının sığlığını ve halkın iradesini küçümsediğini göstermek için sıkça kullanılmıştır
Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de seçimleri kazanarak iktidara geldiği günü ve bu zaferin arkasındaki toplumsal heyecanı, umudu ve değişim arzusunu ifade eden bir kavramdır. Menderes ve DP’liler için bu ifade, sadece bir seçim zaferini değil, aynı zamanda “Tek Parti Devri“nin sona erdiği, “Milli İrade“nin tecelli ettiği ve yeni bir dönemin başladığı tarihsel bir anı simgeler. […]
Menderes’in, siyasi kariyerinin başlangıcını doğrudan Mustafa Kemal Atatürk’e bağlayan ve sıkça tekrarladığı bir anlatıdır. Bu ifadeye göre, Atatürk bir Aydın ziyareti sırasında genç Menderes’in yeteneklerini fark etmiş ve onun milletvekili adayı olmasını bizzat sağlamıştır. Bu anlatının retorik işlevi çok katmanlıdır: 1) Menderes’in siyasi meşruiyetini, rakibi olan CHP’nin kurucusuna dayandırarak güçlendirir. 2) Kendisini, İsmet İnönü gibi […]
Menderes’in, Demokrat Parti’nin kuruluş sürecindeki zorlukları ve imkansızlıkları anlatmak için kullandığı bir ifadedir. “Beş parasız ve bir sandalyesiz kurulmuş olan Demokrat Parti, dört senede iktidarı ele geçirecek kadar muazzam bir kudretin sahibi olmuştur” sözüyle , partinin gücünü maddi imkanlardan veya devlet desteğinden değil, doğrudan milletin sevgisi ve desteğinden aldığını vurgular. Bu, bir “Dava” hareketi oldukları […]