Siyasi rakibi Erdal İnönü’ye yönelik kullandığı, küçümseyici ve alaycı bir ifadedir. Kendi torunu olan “küçük Turgut“a gönderme yaparak, rakibinin argümanlarının bir çocuğun bile inanmayacağı kadar saf ve basit olduğunu ima eder. Bu dil, siyasi tartışmayı ciddiyet zemininden çıkarıp kişisel bir alaycılık düzeyine indirir. Rakibi etkisizleştirme ve kendi zekasını üstün gösterme işlevi görür.
Özal’ın, politikalarına veya yarattığı yeni sosyal ve ekonomik durumlara yönelik eleştiri ve şikayetlere karşı verdiği meşhur, küçümseyici ve bir o kadar da kehanet niteliği taşıyan cevaptır. Bu ifade, neoliberal dönüşümün getirdiği sosyal şokların (zamlar, yeni vergiler, değişen tüketim alışkanlıkları) geçici olduğunu ve toplumun bu yeni düzene eninde sonunda adapte olacağını ima eder. Retorik işlevi, muhalefeti […]
Özal’ın, özellikle Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş gibi eski liderleri “vizyonsuzlukla” itham ederek kendisini konumlandırdığı bir sıfattır. 12 Eylül öncesinin kaos ortamını yaratan siyasi figürlerin karşısına, Türkiye’yi yeni bir çağa taşıyacak tek seçenek olarak kendisini koymuştur. Bu söylem, temsili demokrasi kurumlarını ve rakip partileri önemsizleştirme eğilimi taşır. Retorik işlevi, seçmeni eski ile yeni arasında net […]
Özal’ın, siyasi yasakların kaldırılması gibi konularda TBMM’yi veya diğer denge-denetleme mekanizmalarını aşarak doğrudan halka gitme stratejisidir. Söyleminde referandumu, “milletin iradesine” başvurmanın en demokratik yolu olarak sunmuştur. Ancak bu strateji, aynı zamanda temsili demokrasi kurumlarını zayıflatan ve liderin halkla doğrudan bağ kurarak gücünü pekiştirmesini sağlayan popülist bir araç olarak da görülebilir.