Turgut Özal’ın Başbakanlık Müsteşarı iken mimarı olduğu ve Türkiye ekonomisini kökten değiştiren istikrar ve liberalleşme paketinin adıdır. Özal’ın siyasi kimliği bu kararlarla özdeşleşmiştir. Söyleminde bu kararları, Türkiye’yi içe kapalı, verimsiz bir ekonomiden kurtarıp dünyaya açan, “çağ atlamanın” zorunlu bir adımı olarak sunmuştur. Eleştirilere karşı “acelemiz var” diyerek bu dönüşümün kaçınılmazlığını vurgulamıştır. Retorik işlevi, kendi siyasi projesini tarihsel bir zorunluluk olarak konumlandırmak ve kendisini bu zorlu süreci yönetebilecek tek teknokrat lider olarak sunmaktır.
Özal’ın, büyük altyapı projelerini (köprüler, otoyollar, santraller) devlet bütçesine yük olmadan özel sektöre yaptırmak için geliştirdiği bir finansman modelidir. Bu terim, onun pragmatik, piyasa odaklı ve proje bazlı siyaset anlayışının somut bir örneğidir. Söyleminde bu modeli, Türkiye’nin kalkınmasını hızlandıran, bürokrasiyi aşan ve devleti gereksiz yüklerden kurtaran sihirli bir formül olarak sunmuştur.
Siyasi bir ideologdan çok, teknik bilgi ve uzmanlığa sahip bir yöneticiyi tanımlayan bir sıfattır. Özal, siyasi kariyerinin başından itibaren kendisini bir “teknokrat” olarak sunmuştur. Bu kimlik, onun 12 Eylül sonrası de-politize ortama uyum sağlamasını ve politikalarını ideolojik değil, rasyonel ve bilimsel çözümler olarak pazarlamasını sağlamıştır. “İcraatın İçinden” programı, bu teknokrat kimliğin halka sunulduğu ana platformdur.
Özal döneminin temel vaadini ve vizyonunu özetleyen anahtar metafordur. Türkiye’nin yavaş ve sancılı bir gelişim süreci yerine, kendi liderliğinde ekonomik, teknolojik ve zihinsel bir sıçrama yaparak gelişmiş ülkeler seviyesine hızla ulaşacağı iddiasını taşır. Bu ifade, sadece ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda bir zihniyet devrimini de içerir; içe kapanmacı, devletçi ekonomiden dışa açık, liberal bir topluma […]