İlk olarak İkinci Dünya Savaşı sırasında CHP hükümeti tarafından çıkarılan ve devlete ekonomi üzerinde olağanüstü yetkiler veren bir yasadır. DP, muhalefetteyken bu kanunu sert bir şekilde eleştirmiştir. Ancak ironik bir şekilde, 1956 yılında ekonomik kriz derinleşince, Menderes hükümeti bu kanunu yeniden yürürlüğe koymuştur. Bu karar, DP’nin savunduğu liberal ekonomi politikalarıyla ve tek parti dönemine yönelik eleştirileriyle açık bir çelişki oluşturmuştur. Muhalefet, bu durumu DP’nin ideolojik tutarsızlığının ve otoriterleşme eğiliminin bir kanıtı olarak kullanmıştır.
Basının, yazdığı bir haberin veya iddianın doğruluğunu mahkemede kanıtlama hakkıdır. 1950’lerin ortalarında, DP hükümetinin basın üzerindeki baskıları artırmasıyla birlikte “ispat hakkı” talebi, basın özgürlüğü mücadelesinin merkezine oturmuştur. Hükümet, hakaret davalarında basına bu hakkı tanımak istemiyordu. Bu konudaki tartışmalar o kadar büyüdü ki, “ispat hakkı“nı savunan dokuz DP milletvekili partiden ihraç edildi ve bu ihraçlar Hürriyet […]
Menderes döneminde, özellikle iktidarının ikinci yarısında, hükümetin en önemli propaganda araçlarından biri haline gelen Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (o zamanki adıyla) öncülüdür. Muhalefet, devlet radyosunun tamamen DP’nin siyasi çıkarları için kullanıldığını, muhalefet partilerine yer verilmediğini ve tek taraflı bir yayın politikası izlendiğini şiddetle eleştirmiştir. Özellikle Vatan Cephesi’ne katılanların isimlerinin her gün radyodan anons edilmesi, […]
Menderes’in, özellikle 1950’lerin ikinci yarısında yaşanan ekonomik sıkıntıları (enflasyon, mal darlığı vb.) dile getiren muhalefet partilerini, basını ve aydınları suçlamak için kullandığı bir terimdir. Bu ifadeye göre, ortada gerçek bir ekonomik “buhran” yoktur; sadece muhalefet, halkı paniğe sevk etmek ve hükümeti zayıflatmak için kasıtlı olarak “buhran” söylentisi yaymaktadır. “İsmet Paşa buhran var diyor. Buhran İsmet […]