Menderes döneminde, özellikle iktidarının ikinci yarısında, hükümetin en önemli propaganda araçlarından biri haline gelen Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (o zamanki adıyla) öncülüdür. Muhalefet, devlet radyosunun tamamen DP’nin siyasi çıkarları için kullanıldığını, muhalefet partilerine yer verilmediğini ve tek taraflı bir yayın politikası izlendiğini şiddetle eleştirmiştir. Özellikle Vatan Cephesi’ne katılanların isimlerinin her gün radyodan anons edilmesi, bu partizan kullanımın en sembolik örneği haline gelmiştir. Menderes için radyo, “aziz ve muhterem vatandaşlarına” doğrudan ulaşma ve kendi siyasi anlatısını rakipsiz bir şekilde yayma imkanı sunan stratejik bir aygıttı.
DP iktidarının son döneminde (1958-1960), artan siyasi ve ekonomik sıkıntılara karşı Menderes tarafından başlatılan bir siyasi mobilizasyon hareketidir. Söylem düzeyinde, “politika ve ihtirastan vareste vatandaşları” muhalefetin oluşturduğu “kin ve husumet cephesine” karşı birleştirmeyi amaçlayan bir birlik çağrısıdır. Ancak pratikte, toplumu keskin bir şekilde DP yandaşları ve “düşmanlar” olarak ikiye bölen, devlet imkanlarının (özellikle radyonun) partizan […]
Nisan 1960’ta, 27 Mayıs Darbesi’nden kısa bir süre önce, DP meclis grubu tarafından kurulan ve olağanüstü yetkilerle donatılmış bir meclis araştırma komisyonudur. Resmi amacı, CHP’nin ve basının “yıkıcı faaliyetlerini” soruşturmaktı. Ancak komisyona verilen; savcı, yargıç gibi hareket etme, yayın yasağı koyma, tutuklama kararı verme gibi yetkiler, onu anayasal güçler ayrılığı ilkesini ihlal eden bir baskı […]
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, Adnan Menderes ve diğer DP yöneticilerinin yargılandığı Marmara Denizi’ndeki adanın adıdır. Menderes’in siyasi lügatine ölümünden sonra dahil olan bu terim, onun ve döneminin trajik sonunu simgeler. Yassıada’daki duruşmalar sırasında Menderes’in yaptığı savunmalar ve tutukluluk koşullarıyla ilgili beyanları (“Kumandan beyefendinin büyük lütufları olmasa…” ), onun siyasi kariyerinin son sözleri olarak tarihe […]