Yine 17-25 Aralık sonrası Fethullah Gülen’i işaret etmek için kullanılan bir başka ifadedir. “Zat” kelimesi, saygıdan çok bir küçümseme, önemsizleştirme ve hatta şeytanileştirme iması taşır. Gülen’in ismini anmaktan imtina ederek, onu gayrişahsi ve meşruiyet dışı bir figür olarak kodlar. Bu ifade, “Pensilvanya” kullanımıyla birlikte, Gülen’i hem bir dış güçlerin piyonu hem de Türkiye’ye yönelik komploların merkezi olarak konumlandıran retoriğin bir parçasıdır.
Muhaliflere, eleştirel seslere veya memnuniyetsizliğini dile getiren kesimlere yönelik kullanılan üstü kapalı bir tehdit ve uyarı ifadesidir. Genellikle ekonomik zorluklar veya siyasi baskılarla ilgili şikayetlere yanıt olarak söylenir ve mevcut durumdan şikayet edenleri, gelecekte daha da kötü koşullarla karşılaşabilecekleri imasıyla susturmayı hedefler. Bu, tartışmayı bitiren ve gücü elinde bulunduranın belirleyici olacağını hatırlatan cepheleşmeci bir retoriktir.
“Sürtük” ifadesiyle birlikte, özellikle 2013 Gezi Parkı protestolarına katılanları ahlaki olarak değersizleştirmek ve toplumun sağlıklı bünyesinden atılması gereken “bozuk” unsurlar olarak tanımlamak için kullanılan bir sıfattır. Bu terim, “çapulcu” gibi siyasi bir aşağılamanın ötesine geçerek, muhatapları biyolojik bir metafor üzerinden (çürük meyve gibi) gayriinsani bir kategoriye sokar. Bu dil, hedef alınan gruplara yönelik her türlü […]
29 Ocak 2009’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu panelinde, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Gazze saldırılarını yüksek sesle savunmasının ardından, Erdoğan’ın konuşma süresinin kısıtlanmasına tepki olarak moderatör David Ignatius’a yönelik sarf ettiği ve paneli terk etmesiyle sonuçlanan olayın simgesel ifadesidir. Bu çıkış hem iç hem de dış politikada derin yankılar uyandırmıştır. Dış politikada, Türkiye’nin geleneksel edilgen ve […]