Kılıçdaroğlu’nun, özellikle liderliğinin ilk yıllarındaki siyaset yapma tarzını ve kişiliğini tanımlayan bir sıfattır. Bağırmayan, kavga etmeyen, sorunlara akılcı ve soğukkanlı çözümler arayan bir lider profilini ifade eder. Bu üslup, kutuplaşmaya karşı bir alternatif olarak sunulsa da, zaman zaman pasiflik olarak da eleştirilmiştir. “Bay Kemal” kimliğinin inşasıyla birlikte bu “sakinlik“, bilgeliğe ve kararlılığa evrilmiştir.
Kamu atamalarında liyakat yerine siyasi veya kişisel kayırmacılığın esas alınması durumudur. Kılıçdaroğlu, özellikle gençlere ve öğretmenlere seslenirken, KPSS’den yüksek puan almalarına rağmen mülakatlarda elenenlerin hakkını savunur ve “torpili” kaldıracağını vaat eder. Bu, “liyakat” ilkesinin ihlal edildiği en somut ve halk tarafından en çok tepki gösterilen alanlardan biridir.
Sadece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni değil, aynı zamanda onun temsil ettiği yönetim anlayışını ifade eden bir metonimidir. Kılıçdaroğlu’nun dilinde “Saray“, israfın, şatafatın, lüksün, kibirin ve halktan kopukluğun sembolüdür. “Saray ve şürekâsı” (Saray ve avanesi) gibi ifadelerle kullanıldığında, sadece bir kişiyi değil, onun etrafındaki çıkar grubunu da hedefler. “Çankaya Köşkü“nün tevazusu ve kurumsallığı ile tezat oluşturacak şekilde kullanılır.
Siyasetteki yolsuzluğu, kayırmacılığı ve çıkar çatışmalarını önlemek amacıyla çıkarılacağını vaat ettiği bir yasal düzenlemedir. Bu kanun, siyasetçilerin mal varlıklarından, kamu ihaleleriyle ilişkilerine kadar geniş bir alanda şeffaflık ve denetim getirmeyi amaçlar. Bu vaat, “temiz siyaset” ve “hesap verebilirlik” ilkelerini kurumsallaştırma hedefini yansıtır.