Türkiye’nin fiziki sınırlarının ötesinde, Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan ve ortak tarih, kültür ve inanç bağlarıyla bağlı olunan coğrafyaları (Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Kuzey Afrika) ifade eden bir dış politika kavramıdır. Bu terim, “Yeni Türkiye” vizyonunun sadece ulusal sınırlarla kısıtlı olmadığını, Türkiye’nin bu “gönül coğrafyasında” tarihi bir sorumluluğu ve liderlik misyonu olduğunu ima eder. Dış politikayı, reelpolitik çıkarların ötesinde, manevi ve tarihi bir “dava” olarak çerçeveler.
Değişime direnen, eski Türkiye’nin alışkanlıklarını ve kurumlarını temsil eden yerleşik düzeni ifade eder. Erdoğan’ın söyleminde “statüko,” AK Parti’nin reformlarına ve “Yeni Türkiye” inşasına karşı çıkan “vesayet odakları” ile eş anlamlıdır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçim zaferleri, “statükonun kaybettiği” ve “vesayetin en büyük mağlubiyetini yaşadığı” anlar olarak çerçevelenir. Bu, AK Parti’nin siyasetini sürekli bir devrimci değişim ve ilerleme […]
AK Parti’nin kuruluş felsefesini ve siyasi kimliğinin başlangıcını tanımlayan temel bir metafordur. “Milli Görüş gömleğini çıkardık” ifadesi, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının AK Parti’yi kurarken, Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Görüş hareketinin daha katı ve geleneksel İslamcı çizgisinden ayrıldıklarını; daha kapsayıcı, reformist ve merkeze yakın bir siyaset anlayışı benimsediklerini ilan etmek için kullanılmıştır. Bu “gömlek çıkarma” […]
Siyasi ve ekonomik belirsizliğin sona ermesi, düzenin kararlı bir şekilde devam etmesi durumunu ifade eder. AK Parti söyleminde “istikrar,” partinin tek başına iktidarda olmasıyla doğrudan özdeşleştirilmiştir. Bu retorik, 1990’ların koalisyon hükümetleri dönemindeki siyasi ve ekonomik krizlere bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. “İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün” gibi kampanya sloganları, seçmene AK Parti’ye oy vermemenin kaos, belirsizlik […]