Ecevit’in devletçilik anlayışının bir parçası olarak, ekonomik ve sosyal gelişmenin tesadüflere bırakılmaması gerektiğini savunan ilkedir. “Ortanın Solu” kitabında, ortanın solundakilerin “plancı” olduğunu belirtir. Ancak bu, Sovyet tipi merkezi ve emredici bir planlama değildir. Ecevit’in plancılığı, demokratik bir süreçle belirlenen ulusal öncelikler doğrultusunda, kamu ve özel sektör yatırımlarını yönlendirmeyi, bölgesel gelişmişlik farklarını gidermeyi ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamayı amaçlayan bir “yönlendirici planlama”dır. Bu ilke, onun ekonomiye rasyonel ve bilimsel bir yaklaşımla baktığını ve kalkınmayı bütüncül bir perspektifle ele aldığını gösterir.
Ecevit’in, Türkiye’deki sol siyasetin en temel açmazlarından biri olan din-devlet ilişkileri konusunda geliştirdiği özgün formüldür. Bu kavram, laikliği din ve vicdan özgürlüğünü baskılayan katı bir devlet ideolojisi olarak değil, aksine tüm inançların özgürce yaşanmasının güvencesi olarak tanımlar. Ecevit bu formülle, solu, geleneksel olarak kendisine mesafeli duran dindar ve muhafazakâr kitlelere açmayı hedeflemiştir. Amacı, laikliği bir […]
Ecevit’in, kendi “Demokratik Sol” anlayışını tanımlamak için kullandığı, onun özgünlüğünü ve yerliliğini vurgulayan bir terimdir. Bu ifade, Ecevit’in sol ideolojisini ithal ve evrenselci modellerden (Marksizm, Avrupa sosyal demokrasisi) ayırma stratejisinin bir parçasıdır. “Ulusal Sol,” Türkiye’nin kendine özgü tarihsel, sosyal ve kültürel koşullarından doğan bir sol anlayışını ifade eder. Temel özellikleri arasında anti-emperyalizm, tam bağımsızlık, milliyetçilikle […]
Ecevit’in, toplumun siyasi ve sosyal süreçlere katılımının önemini vurgulamak için kullandığı bir metafordur. Ünlü sözünde, “Demokrasilerde sadece ordu ve yargı mensupları tribünlerde oturur. Geri kalan tüm toplum kesimleri sahada olur… Eğer sahada olması gerekenler, örneğin işçiler, tribünde oturmaya devam eder ve sahaya inmezseniz, korkarım biri çıkar, düdüğü çalar, ‘Oyun bitti, herkes evine’ der” diyerek, 12 […]