Devlet Bahçeli’nin söyleminde Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olmasının ötesinde, milli birliğin çimentosu ve devletin “kırmızı çizgisi” olarak tanımlanır. Bahçeli, Atatürk’ü siyasi tartışmaların üzerinde, milletin ortak paydası olarak konumlandırır. Ona yönelik eleştiri veya hakaretleri, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletinin varlığına yapılmış bir saldırı olarak görür ve bunu bir “hiyanet” olarak nitelendirir. “Atatürk Türkiye […]
Arşivler: Sözlük Terimleri
Atatürk Devrimciliği
Ecevit’in, Kemalizm’i kendi demokratik sol ideolojisiyle bağdaştırmak için geliştirdiği özgün bir yorumdur. Bu konudaki görüşlerini “Atatürk ve Devrimcilik” adlı kitabında detaylandırmıştır. Ecevit’e göre Atatürk devrimciliği iki yönlüdür: “somut” ve “soyut“. Somut yönü, Atatürk’ün hayattayken yaptığı harf devrimi, laiklik, kadın hakları gibi belirli reformları kapsar. Ancak Ecevit için asıl önemli olan “soyut” yönüdür. Bu, devrimciliğin Atatürk’ün […]
Atatürk Metodolojisi
Bayar’ın, Atatürk’ün ilke ve devrimlerini dogmatik birer kural olarak değil, akılcı ve pragmatik bir problem çözme yöntemi olarak yorumlama biçimidir. Bu ifadeyle Bayar, Atatürkçülüğün statik bir ideoloji olmadığını, değişen zamanın koşullarına uyum sağlayabilen dinamik bir düşünce sistemi olduğunu savunur. Retorik olarak bu terim, DP’nin yaptığı yeniliklerin (örneğin ekonomik liberalleşme) Atatürk’ün mirasına bir ihanet değil, tam […]
Atatürk Yolu
Bayar’ın, kendi siyasi çizgisini ve DP’nin misyonunu Atatürk’ün mirasıyla özdeşleştirmek için kullandığı metaforik bir ifadedir. Bu “yol“, CHP’nin takip ettiği bürokratik ve halktan kopuk yolun aksine, Atatürk’ün asıl hedefi olan “milli irade“ye ve tam demokrasiye giden yol olarak tanımlanır. Bu ifade, CHP’nin Atatürk’ün partisiyken, DP’nin Atatürk’ün “yolu“nun takipçisi olduğunu öne sürerek meşruiyet transferi yapmayı amaçlar.
Atatürk’ü Koruma Kanunu
1951 yılında DP hükümeti tarafından çıkarılan ve Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret etmeyi veya sövmeyi suç sayan yasadır. Bu kanunun çıkarılması, Menderes’in siyasi stratejisinin karmaşıklığını gösteren önemli bir adımdır. Bir yandan, DP’yi Atatürk’e ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerine karşıymış gibi gösteren CHP propagandasını boşa çıkarmayı hedefler. Diğer yandan, Menderes’in kendisini Atatürk’ün mirasının asıl koruyucusu olarak konumlandırmasına olanak […]
Atını alan Üsküdar’ı geçti
Bir işin geri dönülemez bir şekilde sonuçlandığını, muhaliflerin itirazlarının ve çabalarının artık beyhude olduğunu ifade etmek için kullanılan bir deyimdir. Erdoğan, bu ifadeyi özellikle 2017 Anayasa Referandumu gibi başa baş geçen ve sonucu tartışmalı olan siyasi süreçlerin ardından, zaferi tescil etmek ve meşruiyet tartışmalarını sonlandırmak amacıyla kullanmıştır. Bu kullanım, siyasi süreci bir uzlaşı ve diyalog […]
Avrupa Birliği
Yılmaz’ın siyasi lügatinin merkezinde yer alan, en tutarlı ve en ısrarlı şekilde savunduğu projedir. Onun söyleminde AB, sadece bir ekonomik pazar veya siyasi birlik değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulaşması gereken bir “medeniyet projesi“, bir “değerler sistemi” ve “21. yüzyılın en büyük projesidir”. AB üyeliğini, Türkiye’nin demokratik standartlarını yükseltmek, insan haklarını güvence altına almak ve ekonomik […]
Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer
Yılmaz’ın en ikonik ve vizyoner ifadelerinden biridir. 1999’da kullandığı bu slogan, Türkiye’nin AB üyelik sürecini, ülkenin en çetrefilli iç sorunu olan Kürt meselesinin demokratik çözümüne ve insan hakları standartlarının yükseltilmesine doğrudan bağlamıştır. Bu, AB hedefinin sadece bir dış politika meselesi olmadığını, aynı zamanda köklü bir iç demokratikleşme projesi olduğunu ilan eden radikal bir adımdı. Söylem, […]
Avrupa Ortak Pazarı (AET)
Erbakan’ın siyasi söyleminde “Batıl“ın kurumsal yapılarından biri olarak şiddetle eleştirilen Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (daha sonra Avrupa Birliği) ifade eder. Erbakan’a göre Ortak Pazar, bir Hristiyan birliğidir ve Türkiye’nin buraya girmesi, “Müslüman Türkiye’yi Hristiyan Avrupa içerisinde eritme planı“dır. Bu birliğin, Siyonizm’in “Büyük İsrail” projesine hizmet eden bir araç olduğunu ve Türkiye’yi ekonomik olarak sömürgeleştirmeyi amaçladığını savunur. […]
Avucumun İçi Gibi Tanırım
Erbakan’ın siyasi rakiplerine yönelik kullandığı, onların niyetlerini, yetersizliklerini ve arkalarındaki güçleri bildiğini iddia eden bir retorik ifadedir. Bu ifade, “Hoca” kimliğinin bir parçası olarak, ona rakipleri üzerinde bir bilgelik ve öngörü üstünlüğü atfeder. Dinleyiciye, rakiplerin vaatlerine ve söylemlerine kanmamaları, çünkü onların gerçek yüzünü ve kapasitelerini en iyi kendisinin bildiği mesajını verir. Bu ifade genellikle, rakiplerinin […]